İlgili içerik

Kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir, Fransa seçimleri: Nasıl bir Fransa ve nasıl bir Avrupa Birliği?

Mehmet Aysoy, Afyon-Sandıklı doğumludur. Sosyal devlet uygulamaları söz konusu süreçte sınırlandırılan, önceki uygulamalara göre daha ekonomik arayışların hakim olduğu bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda küreselleşme ekseninde değerlendirildiğinde sosyal politika ilk başta imkan açısından sorgulanan bir alandır. Gelinen süreçte sosyal sorunlara yönelik biçimlenen bir sosyal politika yerine uluslar arası geçerli hale gelmiş belli ve sosyal politikayı belirleyen şemalardan söz edilebilirdir.

  • Psikososyal riskler ve çalışan sağlığı - OSHWiki
  • Tansiyonu ne yükseltir
  • Anne kan basıncı
  • Fransa seçimleri: Nasıl bir Fransa ve nasıl bir Avrupa Birliği? | Independent Türkçe

Sorun alanı ne olursa olsun; kadın, yaşlı, özürlü karşımıza; ayrımcılık, istihdam, sosyal güvenlik gibi temel kategoriler çıkmaktadır. Sosyal sorunlara tartışmasız çözümlerden söz edilebildiği oranda bu duruma itirazın anlamı da bulunmamaktadır.

Bu doğrultuda küreselleşme pozitif anlamda toplumsal sorunlara çözüm arayışında dünya ölçeğinde bir platformun oluşmasını belirginleştirmektedir. Ortaya çıkan sorunlara göre biçimlenen sosyal politikanın küresel koşullar eşliğinde hem belli standartları içeren bir yapıda hem de geçmişe göre imkanlar açısından daha sınırlı olarak ele alınması, günümüzde yükselen birer değer olarak da nitelendirebileceğimiz belli olguların konu edilmesini anlamlı hale getirmektedir.

Ancak AB politikalarının kendi toplumsal koşulları ile ilgili bağlamı ve söz konusu bağlamla kendi koşullarımız arasındaki yüksek tansiyon kulak çınlaması ile önemlidir ve bu durum modernliğin diline doğru tercüme edilmek zorundadır. Bu doğrultuda elinizdeki çalışma hem bir bütün olarak sosyal politikaya hem de özelde özürlülük ve özürlüler politikasına eleştirel bir yaklaşım geliştirme denemesidir.

Dolayısıyla insana dair her alanda sorunları bağlamında çözümlenebilirdir.

kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir 12 yaşında yüksek tansiyon

Her toplumsal olgunun kavranmasında olduğu biçimde özürlülük konusunda da belli disiplinlerin, belli yaklaşımların hatta belli politikaların pencerelerinden farklı yönleri belirginleşen, farklı sorunları öncelenen, farklı çözümler üretilen bir olgudur özürlülük. Tartışılamayacak olan özürlülerin tarihte olduğu gibi günümüzde de ciddi sorunlarının bulunduğu, bir çoğumuzun gündelik yaşam içinde sıradan yaşadıklarının özürlüler açısından ulaşılamayacak bir konfor olduğudur.

Ve yine tartışılamayacak olan özürlülük gerçeğinin özürlülüğü yaşayanlar dikkate alınmadan anlaşılamayacağıdır. Günümüz dünyasının özürlülük konusunda geldiği çizgi elbette anlamlıdır ancak soru konusu yeterliliği üzerinedir.

Çok azımızın özürlü bir arkadaşı olmuştur ya da çok azımız özürlülerle düzgün iletişim kurabiliriz. Kimilerine göre ise, hala özürlülük ülkemizin lüks konularından sayılmaktadır.

Elbette tüm toplum kesimlerinin aynı düzeyde sosyal sorumluluk taşıması beklenmez, beklenmemelidir de ancak bugün özürlülerin oranının dikkate değer büyüklükte olup olmadığı ya da farklı istatistiksel verilerle sorunların büyüklüğünün ortaya konma gayretiyle çözümlenebilecek bir olgu da değildir özürlülük.

  • (PDF) Avrupa Birliği Sürecinde Engelliler Politikası | Mehmet Aysoy - astrophytum-leipzig.de
  • Yüksek tansiyon seviye 2 kardiyovasküler hastalık riski
  • Yüksek tansiyona karşı ilaçlı tentürler
  • Haberler - Global ARCH

Özürlülük belli verilere ve belli koşullara endekslenmeden, ekonomik ya da daha başka gerekçeler üretilmeden kuşatıcı bir politika aracılığıyla çözüm üretilmesi gereken bir olgudur. Bu anlamda genel politik evrende sosyo-politik alanın çok doğrudan ve yerli yerinde kavranması gerekmektedir.

Diğer halde her toplumsal soruna farklı bağlamlar eşliğinde yaklaşılmakta, insana dair bütünlük ve sosyal alanın biri diğerini belirleyen, biri diğeriyle ilgili alanları bağımsızlaşmaktadır. Yaşlılık diğer bağlamlardan; aile, özürlülük, kadın gibi ya da diğer sorun alanlarından; ayrımcılık, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlardan ne oranda bağımsız değerlendirilebilir önemli bir soru konusudur. Sorun bu bağlamda öncelikle modernliğin toplumu okuduğu parametrelerle başka deyişle bir paradigma ile ilgilidir.

Sosyal sorunların birinin diğerinden bağımsızlaştırılması, bütün ve kuşatıcı bir sosyal politikanın imkanını zorlaştırmaktadır. Ülkemizde ise bir süreden beri sosyal politikada öncelikler AB ile ilgili gündemle belirlenmektedir ve belli sorunlarımız ancak AB ile ilişkilerimize tahvil edilerek gündeme taşınmaktadır.

Genel siyaset açısından anlaşılabilir olan bu durum bazı özel bağlamlar için aynı oranda anlaşılır değildir. Özürlülüğün sorunları ancak toplumsallaştırıldığı, paylaşıldığı, sosyal sorumluluğun geliştirildiği düzeyde çözümlenebilir niteliktedir. Diğer halde tarihsel olarak modernlikle sürdürdüğümüz ilişki özürlülük konusunda da geçerli hale gelecek özürlülük formal kalp sağlığı danışmanları düzenlenen bir olguya dönüşecektir.

Bu anlamda modernliğin ürünü olan değerleri hızla tüketen toplum, özürlülük konusunda da tüketime yönelmek üzeredir. Özürlülük açısından sosyal sorumluluğun tek bir göstergesinden söz edebiliriz; çözüm üretme gayreti. Bu çalışma özürlülüğü sorunları açısından küresel bir olgu olarak değerlendiren, çözüm önerileri açısından ise toplumsal dinamikleri dikkate alan, özürlülüğün kendi toplumsal koşullarımız bağlamında değerlendirilmesi gerekliliğini içeren bir bakış açısına sahiptir.

Sosyal politikanın toplumsal sorunlara göre biçimlenmesi gereklidir. Bu anlamda sorunların farklı toplumların gündeminden ithal edildiği, gerçekliğin farklı toplumların gerçekliğiyle benzeştirilmeye çalışıldığı bakış açılarıyla ülkemizdeki özürlülüğün sorunları kuşatılamaz.

Fransa seçimleri: Nasıl bir Fransa ve nasıl bir Avrupa Birliği?

Yoksullukla ilgili tartışmaların dahi ülkemizde dışarıdan gelen bağlamıyla tartışılıyor olması geçerli ve çözüm üreten bir politika üretiminin önünde en büyük engeli oluşturmaktadır. İlk başta çözüm imkanlara göredir ve ülkemizin sorunlarına yönelik çözüm önerileri de imkanlar çerçevesinde olmak durumundadır. Bu durumu anlaşılır kılacak en kayda değer örnekler yine AB ile ilgili süreçte belirginleşmektedir.

Fransa seçimleri: Nasıl bir Fransa ve nasıl bir Avrupa Birliği? İkinci tur ise 24 Nisan Pazar bugün yapılıyor. Analistlerin genel olarak seçimlerin ilk turundan sonra, Fransız siyasetinin üçe ayrıldığı veya bölündüğü hususunda mutabık oldukları görünüyor. Mevcut Cumhurbaşkanı Macron'un temsil ettiği küreselleşmeci, Avrupa Birliği yanlısı, merkez sağ ve liberal politikaları ile öne çıkan siyasi temsiliyet, diğeri Le Pen'in siyasi temsiliyetinde cisimleşmiş, mülteci düşmanlığı ve İslam karşıtlığı politikaları öne çıkaran, ulus al devlet yanlısı ve aşırı sağ çizgisindeki AB ve NATO karşıtı milliyetçi-muhafazakâr kesim, üçüncüsü ise aşırı solcu Melenchon'un temsiliyetinde ifadesini bulan, ağırlıklı olarak sosyal politikaları öne çıkaran, ekonomik eşitsizliklerin mağdur olduğu kesimleri içine alan sol-liberal kesim. Fransa seçimleri ni yakından takip edenlerin mutabık olduğu bir diğer husus ise, yüzde 30'lara varan ve giderek artan; aşırı sağ ve milliyetçi dalganın varlığı.

I Özürlülüğün Sosyolojisi Özürlülük dünyada ve ülkemizde giderek daha yoğun olarak gündemde yer alan konuların başında gelmektedir ve yine bu doğrultuda toplumsal bir olgu olarak özürlülük sosyal bilimlerin de temel ilgi alanlarından birisi olmuştur. Bu bağlamda daha başlangıçta kısa bir süre öncesine kadar tıbbi alanda yer alan disiplinlerin konuları arasında yer almasına karşın giderek olgusal düzeyde sosyal bilimlerin ilgi alanlarına giren bir konu olarak özürlülük çalışmaları problematik niteliği taşımaktadır.

kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir forumda yüksek tansiyon tedavisi

Yine bu alanda küresel ölçekte hizmet sunan yüksek tansiyon ve escuzan arası kuruluşların çalışmalarını ve ulusal düzeyde gerçekleştirilen kurumsal ve yasal düzenlemeleri belirleyen yaklaşımlar özürlülük konusuna küreselleşme süreci ekseninde modernite açısından yaklaşma imkanları sunmaktadır. Özürlülük modern toplumda göz ardı edilemeyecek kadar belirginleşen ve bu süreçte de hem kavramsallaştırılması hem de bir fenomen olarak kapsamı sürekli olarak genişleyen dinamik bir olgu olarak karşımızdadır.

Özürlülük fenomeninin dinamik yapısı modernite ile doğrudan ilintilidir. Tarihin hiçbir döneminde toplumlar bu kadar yoğun bir nüfus barındırmadığı gibi belki de hiçbir dönemde de günümüz kadar risk altında değildi.

Diğer yandan günümüz Batı toplumları giderek yaşlanan bir profile sahiptir ve yaşlılık ta özürlülük açısından önemli etmenlerdendir, dolayısıyla sıkça söz edildiği biçimde toplumların özürlülük oranları açısından karşılaştırılmalarında ortaya konulan gelişmişlik düzeyi anlamlı ve açıklayıcı bir kriter de değildir.

Avrupa Birliği Sürecinde Engelliler Politikası

Özürlülüğün kavramsallaştırılması, özürlülük konusunda ortaya konulan teoriler, özürlülük söylemi, özürlülük konusunda yapılan düzenlemeler ve özürlü hareketleri ancak tarihsel boyutta değerlendirildiğinde anlamlı bir bütünü ifade eder. Toplumsal çözümlemede her olgunun değerlendirilmesinde olduğu biçimde özürlülüğün tarihi de gelenek ve modernlik dikotomisi ekseninde çözümlenmiş, özürlülük söylemi de geleneğin eleştirisi üzerine inşa edilmiştir.

Bugün klasik olarak nitelendirebileceğimiz bu yaklaşım günümüzde sürdürülen özürlülük araştırmalarının temel referansı olmayı sürdürmektedir.

Bu makale, psikososyal risklerle ilgili teorik arka plan ve güncel deneye dayalı bulgular ile bunlara bağlı hem birey hem de kuruma yönelik olumsuz sağlık sonuçları hakkında genel bir bakış sunmayı amaçlamaktadır. Değişen iş dünyası ve psikososyal riskler Çalışma ortamı ve işin doğası, çalışan insanların sağlığı ve refahı üzerinde önemli etkenlerdir [1]. Psikososyal riskler, günümüzde çalışanın iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili ortaya çıkan temel risklerinden biri olarak tanımlanmıştır [1]. Psikososyal risklerle bağlantılı olarak işle ilgili stresişyerinde şiddet ve taciz gibi konular iş sağlığı ve güvenliği ve daha geniş anlamda halk sağlığı için büyük zorluklar olarak büyük ölçüde kabul edilmektedir [2].

Buna göre geleneksel yapıda özürlüler hiçbir zaman toplumda hak ettikleri yerde yer alamadıkları gibi insan muamelesi de görmemişlerdir. Bu argümanın ancak özürlülüğün günümüzde ortaya konulan yeni yaklaşımlar bağlamında anlamlı olduğunun altı çizilmelidir. Günümüzde özürlülük sorunları ve çözümleri toplumsal boyutta değerlendirilen bir olgudur ve temel hedef özürlülerin topluma tam katılımıdır. Kısa bir süre öncesine kadar hem teorik yaklaşımlar hem de uygulamalar bireysel düzeydeydi.

Özürlülüğün öncelikle medikal açıdan değerlendirildiği ve rehabilitasyon, özel eğitim gibi kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir düzenlemelerin yaygınlaştırılmaya çalışıldığı dönemler çok geride değildir. Söz konusu yaklaşımların belki de en önemli olumsuz etkisi özürlülerin eğitimi ve tedavisi için onları toplumdan dışlayan eden kurumların inşa edilmiş olmasıdır. Dünyanın hiçbir yerinde özürlüler modernliğin bir ürünü olan faşizm döneminde olduğu biçimde zulme uğramamışlar ve yok edilmemişlerdir.

Dolayısıyla günümüzde özürlülük hareketinin omurgasını oluşturan argümanlar ki buna ayrımcılık konusunda yapılan vurgu da dahil Batı tarihi söz konusu olduğunda daha anlamlıdır. Modernlik dünyanın tek bir forma dönüşmesi anlamını taşımaktadır.

Bahis konusu sorunsalı özürlülük alanına taşıdığımızda da toplumsalın genele göre bir sınıflandırılmasıyla karşılaşırız.

Psikososyal riskler ve çalışan sağlığı

Günümüz dünyasında özürlülük üzerine oluşturulan sosyal politikanın özürlülerin topluma tam katılımı olarak belirlenmiş olması da yine benzer bir sorunsalı karşımıza çıkarır.

Modern toplum tek bir form içinde kurulmuş yapıya sahiptir. Şehirler, kurumlar, mekanlar yanında özele dair her şey belli bir standardı barındırmaktadır.

Article Yayınlandı Bu tür krizler nüfusun ve ekonominin tamamı üzerinde doğrudan ve ciddi etkilere sahip olabilir. Önemli ekonomik sektörleri etkileme potansiyeli göz önüne alındığında koronavirüs krizinin, ekonomik faaliyetlerin çevre ve iklim üzerindeki bazı etkilerini azaltması beklenmektedir. Avrupa Yeşil Anlaşması ve yakın zamanda önerilen Avrupa İklim Kanunu, etkilenenleri destekleyerek adil bir geçiş sağlarken, emisyonların geri dönüşsüz ve kademeli olarak azaltılmasını öngörmektedir.

Bugün özürlülüğün sorunları olarak sıralayabileceklerimiz modernliğin ürünü olarak karşımızdadır. Bu bağlamı içinde dünya özürlülüğü hem teorik hem de pratik açıdan modernliğin sorunları çerçevesinde çözümlemeye çalışmaktadır. Özürlülük bu anlamıyla modernliğin ürünü bir fenomen olarak karşımızdadır.

Diğer yandan dünyada özürlülüğün bir sınıf olarak değerlendirilme gayreti yanında özürlülerden dünyanın en kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir azınlığı olarak da söz edilmektedir.

Modern toplumların sınıflı bir yapı taşıması ve toplumsal değişmenin sınıf mücadelesi bağlamında çözümlenmesi sosyolojinin en temel yaklaşımlarından olmasına karşın özürlülük konusunda sınıf temelli bir söylemin inşa edilmesi ve bu söylemin çerçevesinde özürlülerin dünyanın en büyük azınlığı olarak nitelendirilmesi hem teorik hem de pratik daha doğru deyişle küresel ve yerel bağlamlarda sorunlar barındırmaktadır.

Düzenli Çay Tüketimi, Atardamarları Yumuşatarak Kalp ve Damar Hastalığı Riskini Düşürüyor!

Modernliğin Ürünü Olan Sorunlar Modernliğin toplum kavramsallaştırmasıii, toplumsal sorunların değerlendirilmesinde de önemli bir sorundur. Toplum kendi içinde bağlantısız ve bağımsız kesitlere ayrılmakta ve her kesit kendi evreninde yapılandırılmaktadır.

İkinci bir problematik modernliğin toplumsal hareketlere yaklaşımıdır. Kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir devletlerin toplumsal hareketlerle ilişkisi politik alan açısından her dönem sorunlu olmuştur. Modernliğin en önemli ürünü olarak nitelendirebileceğimiz toplumsal hareketlerin hedefleri ulus devletler tarafından bir süreçte içselleştirilirken hareketin kendisi marjinalleştirilmiştir.

Modernlik ekseninde toplumsal hareket, hakim paradigmanın eleştirisi üzerine yapılanan, bir hak mücadelesidir. Marjinalleşme toplumsal sorunun genel bir siyaset içinde çözümsüzlüğe itilmesi anlamını da barındırmaktadır.

Ötekileştirme; bedene dayalı normallik algısının sunumu, ötekileştiren kurumsal yapı, ötekini bir kimlik ve bir kültür olarak değerlendirme, ötekileştirmeye karşı ötekinin gettolaşma eğilimi başlıklarında değerlendirilebilir. Diğer boyutları dışında sadece medya bu konuda önemli bir araçtır. Medyada sürekli olarak fiziksel bütünlük, güzel vücuda sahip olma, fiziksel görünüm, sağlıklı olma, atletik yetenek vb.

Kişisel başarıya, rekabete, kâr getiren işlere verilen önem, özürlülüğe karşı olumsuz tutumu oluşturan diğer sosyokültürel faktörlere örnek olarak verilebilir Safilios- Rothschild, iv. Modernliğin kurum temelli mantığı özürlülük konusunda ciddi bir ayrımcılığı belirleyecek bir yapının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu anlayış çerçevesinde oluşturulan kurumlar sonuçta özürlüleri toplumdan ayıklayan yapılara dönüşmüşlerdir.

Söz konusu kurumsal yapılanmanın mantığında özürlülük önemli darbe darbesi farklılık olarak değerlendirilmekte ve algıya göre de özürlülerin normalleştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Özürlü bireylerin normalliğe yaklaştırılması, aslında bir baskıdır. Özel eğitim ve rehabilitasyon işlemleri özürlü bireyleri, toplumun ana standartlarına uymaya zorlayan olaylara dönüşmektedir v. Eğitim de özürlülerin normalleştirilmesinde bir yol olarak kabul edilmektedir. Özellikle veliler, okul eğitiminden, özürlü çocuklarına, sosyal çevrelerinin normal üyeleri olabilme yeteneği sağlamasını beklemektedir. Ancak, gerçekte, yüksek beklentiler sıklıkla hayal kırıklıklarına yol açmaktadır.

Gerçekte onların lise sonrası eğitimlerindeki başarısızlıkları, genellikle özürlülüğün tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak algılanması ile ilişkilidir. Bu durumda, keder, değişime ait olmaya meyillidir, çünkü eğitim süresince bütünleşme problemi göz ardı edilmektedir. Ancak mezuniyet sonrası, sosyal engellerle karşılaşılmaktadır. Günümüz teorik çalışmalarında özürlülük olgusuna yaklaşımların tarihsel gelişimi; moral, medikal ve sosyal teoriler aracılığıyla çözümlenmekte ve gelinen bağlamda sosyal teorinin hem sosyal politika hem de özürlü hareketleri üzerindeki etkileri vurgulanmaktadır.

Modernliğin ve bu bağlamda sosyolojinin kavrayışında toplumsal hareketlerin önemli bir belirleyiciliği söz konusudur. Özürlülüğün kavranmasında da özürlü hakları hareketi ayrıştırılamaz bir yapıya sahiptir. Özürlü hakları hareketi üç aşamada gelişmiştir: 1 problemin tanımı, 2 çözümler, 3 sonuçlar. Toplumsal bir soruna çözüm arayan toplumsal bir hareket, sorunu ve kaynağını açıklığa kavuşturacaktır.

Özürlü hakları hareketi bağlamında sorun, özürlü kişilerin dışlanması marjinalleşmesi ve sonucunda baskı altına alınmasıdır. Bu problemlerin kaynağı, ırkçılık ve cinsiyet ayrımcılığı gibi, kişisel düzeyde olduğu ve kurumsal uygulamalarla meydana çıktığı söylenir Oliver Bu aşamada ilk olarak marjinalleşme tanımlandı ve onun marjinalleşmenin baskıcı yapısı ortaya çıktı.

Özürlülerin karşılaştığı problemleri anlamak için özürlü hakları hareketi; 1 noksanlık, zayıflık, bozulma ve özür, 2 damgalama ve marjinalleştirme arasındaki ayrımı yaptı.

Eksiklik ve özürlülük arasındaki farklılığa ek olarak, özürlü hakları hareketi anlayışı damgalama ve marjinalleşme arasındaki faklılığı da içerir.

  1. Dünya'nın 1 Numaralı Çay Tüketicisi Türkiye!

Özürlülerle ilişki halinde olanlar, özürlülere saygı ve önem verme konusunda başarısızdırlar. Kaldı ki özürlülerin bu zaten hakkıdır Goffman Marjinalleşme ise bireyin sosyal hayatın dışında olma sürecidir.

Dahası, marjinalleştirme kişinin kendi hayatı üzerindeki otoritesini elinden alır. Damgalama ve marjinalleştirme, her biri eksikliği olan kişiyi sosyal hayatın dışına iter. Ve her biri insanları özürlü kılar. Hatta, marjinalleşme bireyin içinde yaşadığı toplumdaki ekonomik ve idari ilişkilerine de yansır. Bu öyle bir dünyadır ki, özürlülere ilişkin sosyal politikaları belirlerken, özürlülerin katılmadığı toplantılar yapılır.

Covid-19 döneminde Avrupa'da iklime zarar vermeme arzusu üzerine görüşler

Onlar hakkındaki pek çok şey onlar olmadan yapılır. Özürlü hakları, ne marjinalleşmiş ne de damgalanmış özürlülerle ilgilenir.

Damgalamanın analizi daha çok yakın çevreyi ele alır, ekonomik ve politik haklar üzerinde durmaz Oliver Yani, hareket marjinalleşme üzerinde durur. Böylece, hareketin amacı özürlülerin gerçekten şunları söyleyebildiği bir dünya yaratmaktır. Özürlü hakları hareketinin temel yaklaşımı sosyal model olarak adlandırılmaktadır.

kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir kızılcık yüksek tansiyon tedavisi

Tıbbi modelin odak noktası, özürlü insanların fiziksel ve biyolojik durumudur. Başka deyişle, tıbbi model özrü olan bir insanı, örneğin, kızamık gibi bir hastalığa yakalanmış insan olarak ele alır.

KALBİ KORUYAN 7 SÜPER GIDA - (KALP HASTALIKLARINA KARŞI!) / 5 Dakikada Sağlık

Böylece, tıbbi model bir makullük yapısı, yani hasta rolünün ayrıcalıklarını ve yükümlülüklerini tanımlayan örtülü öncüllerinin, özürlülüğü olan insanları kontrol eden, hatta bunaltan, ve onları özürlü ve insanlıktan çıkmış olarak ele alan bir politikalar ve prosedürler seti oluşturmaktadır.

Böylece özürlü hasta insan kendi başına aktif olmak yerine pasiftir, teknik olarak ehil sağlık uzmanları tarafından etki altındadır. Kısacası, hasta rolü özürlü insanı bağımsızlıktan, yani, insan kişiliğinin temel özelliği olan, kendi hayat meselelerini kontrol etme durumundan yoksun bırakır. Özürlü hakları hareketi, başlangıç safhasında, tıbbi modeli eziyet verici, toplumdan dışlanmanın ana kaynağı, sağlıklı, kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir olmayan insanların üstünlüğü; ve bu yüzden de özürlü insanların bunaltıcı marjinalleşmesinin ana kaynağı olarak görür.

İkinci safhasında hareket, tıbbi modelin egemenliğini kırmaya ve bunu yeni bir modelle değiştirmeye çalışır. Hareket ayrıca, özürlüleri kendi haklarını vatandaş olarak koruyabilmelerini ve ulusal ekonomide üretken rol üstlenmelerini mümkün kılacak yasalar yapılmasını, ve yeni modelin uygulandığı ve engellilerin vatandaş olarak ulusal ekonomide üretken rol almalarına izin veren bağımsız yaşama merkezlerinin oluşturulmasını talep eder. Genel olarak, özürlü hakları hareketinin, engelli insanların bunaltıcı bir şekilde marjinalleşmesi problemine karşı öne sürdüğü çözüm önerisi üç başlı bir yaklaşımı içermektedir: 1 Özürlülüğü anlamanın uygun bir modeli olarak, tıbbi modele meydan okuyan ve bunun yeni birisiyle ikame edilmesini öneren sosyal bir modele sahip ideolojik yaklaşım; 2 Özürlülerin haklarını garanti eden yeni yasalar öneren yasamacı yaklaşım; ve, 3 Özrü olanların kendi başarılarından ya da başarısızlıklarından sorumlu olabildikleri Bağımsız Yaşam Merkezleri kurulmasını öneren örgütsel yaklaşım.

kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir sağlık iletim hipertansiyon

Hareketin önerdiği revizyona, yani sosyal modele göre, özürlülük durumu bireyin özürlü olmasının tahammül edilebilir, gerekli bir sonucu değil, büyük ölçüde toplumun özürlülüğe tepkisinin yarattığı bir şeydir. Gerçekten de, kişiyi engelli durumuna getiren özrün kendisi değil, toplumun özürlüğe tepkisidir.

Ayrıca, bu türden bir toplumsal tepki, özürlü insanların bağımsızlığını mazeretsiz bir şekilde reddeden bir adaletsizliğe neden olmaktadır. Ayrıca, eğer özürlülük durumu toplumun uyardığı opresyonun bir sonucu ise, bu operasyonun elimine ayrıştırma edilmesi, veya en azından azaltılması, uygun yasaların kabul edilmesi gibi, toplumsal bir eylem gerektirir.

Bu kalp sağlığının desteklenmesi bir Avrupa fikir birliğidir özürlülük durumu için yeni bir tanım, yeni bir model önermek hareket yüksek tansiyon videosu nasıl tedavi edilir çok önemlidir. Yukarıda değinildiği gibi, yeni model iki ön kabule dayanmaktadır: 1 Sosyal koşullar, özürlü insanı değil, özrün kendisini bir engellilik durumuna dönüştürmektedir; 2 Özürlülerle ilgili çabaların odak noktası, özrün kendisi değil, bu insanların kişilikleri, yani, kendi engellilik durumları ile birlikte nasıl yaşayacaklarına dair bağımsız kararlar alma yetisi ve hakkı olmalıdır.

Başka bir deyişle, sosyal modelin ilk ön kabulü özürlülük durumunun bir sosyal yapı ve sosyal yaratım olduğudur bak. Oliver